TARTUFFE VE TARTÜF 59

Tartuffe ve Tartüf 59 adlı bu iki oyunu genel bir incelemeye tabii tutmak ve Tartüf 59 adlı uyarlamanın ana metinle karşılaştırmasını yapmak istiyorum. Bu sayede bir yazarın uyarlama yaparken ana metinle hesaplaşma biçimini ortaya koyabilirim. Moliere’in Tartuffe’ünden başlayalım.

TARTUFFE

Moliere’in Tartuffe adlı oyunu yazıldığı günden beri oynanan ve dile ‘Tartüfizm’ kalıbını kazandırabilecek kadar etkili olan bir oyundur. Moliere Tartuffe’ü Fransa’da Klasizmin hâkim olduğu 1664 yılında yazmıştır. Bu yüzden oyunun analizine Fransa ve Klasizm akımından yola çıkarak başlamak gerekiyor. Aklı, düzeni ve ölçülülüğü esas alan Klasik akım, Fransa’da saray otoritesinin güçlendiği yıllarda gelişmiştir. Saray, o dönemde ekonomik açıdan oldukça iyi durumdadır. Tarım ve sömürge ticareti bu refahın iki önemli ayağıdır. Tiyatro, bu dönemde refahı ve bununla birlikte otoriteyi sağlamış olan sarayın desteğini alır. Sarayın tiyatroya verdiği bu desteğin bedeli ise kontrol olur. Dolayısıyla artık tiyatro yazarlarının ilk görevi düzeni korumak ve yüceltmektir. Diğer görevleri ise toplumun değer yargılarını, eğitici olmayı ve toplumsal yararı gözetmek ve bunu yaparken titiz bir biçim ve biçemi esas almaktır.

Klasizmde biçim ve biçem konusunda oldukça katı kurallar hakimdir. Bu kurallar Antik Yunan yazarlarının oyunları, Aristoteles ve Horatius gibi kuramcıların görüşleri esas alınarak oluşturulmuştur. Biçimin nasıl olması gerektiğin hakkında belirtilen görüşlere dair bazı örnekler verecek olursak: Arılık, belli bir uzunluk, organik bütünlük, tutarlılık, üç birlik, beş perde, sahnede en fazla üç kişinin konuşması ve kanlı olayların gösterilmemesi gibi kurallardan söz edilebilir.

 (ŞENER, 1998)

Moliere’e gelecek olursak, kendisi her ne kadar Klasik dönem Fransa’sında yaşasa da yukarıda belirttiğimiz Klasizm akımının katı kurallarına uygun oyunlar yazmamıştır. Özellikle düzene karşı yaptığı hiciv ve biçim konusundaki esnekliği onu dönemin klasik yazarlarından ayıran özelliklerindendir.

Moliere’in diğer yazarlardan ayrıksılığı onu ve kumpanyasını büyük bir mücadelenin içine sürüklemiştir. Fakat her şeye rağmen oyunlar yazmış, yönetmiş ve oynamıştır. Oyunlarını tamamen oynanmak için yazan Moliere, Comedi Dell’Arte etkisiyle yarattığı kendine has poetikasıyla hem alt sınıfa hem de üst sınıfa dokunabilen nadir yazarlardan biri olmuştur. Moliere’in poetikası konusunda Esen Çamurdan’ın şu sözleri oldukça kapsayıcıdır:

‘Moliere’in asıl hedef güldürmekten çok, gülünç olandan yola çıkıp yanlışı göstermektir. ‘Büyük duygulardan’, yani genel olandan özele (bireye) inen tragedyaların tersine Molière, özelden (gülünç olan) hareket edip genel’i (yanlışı) yakalamaya çalışır.’’ (Bkz. Cimri)

(Çamurdan, 1993)

Esen Çamurdan’ın şu tespitleri de oldukça önemlidir:

‘‘Gerçekten de yaşama ve doğaya bağlı kalmayı savunan Molière, eski komedyanın birtakım arketiplerini alır ve onları doğallaştırır, kendi yaşamından kılar. Bunu gerçekleştirmek için de kişilerini belirli bir ortama yerleştirir, zamanın modasına göre giydirir, dönemin ağzıyla ve sınıflarına göre konuşturur, özgün tavır ve davranışlarla oynatır. Bir başka deyişle Molière eskilerden seçtiği donuk, durağan ‘maskelerden capcanlı, yaşayan karakterler yaratır. Ve komedyayı yaşadığı dönemin birtakım dokunulmazlarını, eleştirilemezlerini sorgulayan bir platforma dönüştürür. Çünkü yazar “ayrıcalığı olan bir toplum katının gereğini anlayamamaktadır.” Böylelikle sahnede, kendini değilse de çevresini, toplumunu görüp eğlenmek isteyen seyircisini hoşnut etmiş olur, hem de gerçeğe benzerlik ve inandırıcılık ilkesinden uzaklaşmaz.’’ 

(Çamurdan, 1993)

Moliere’in kimilerine ‘olumsuz’ kimilerine de olumlu anlamda dokunan oyunlarından biri de Tartuffe’tür. Tartuffe, oynandığı dönemde radikal dindarlardan büyük tepki almış ve birçok kez yasaklanmıştır. Moliere, oyunu tekrar sahneleyebilmek için oyunda revizeye gitmiş ve oyunun finaline sarayı, krallığı ‘öven’ birtakım eklemeler yapmıştır. Bu sayede oyun tekrardan sahnelenebilmiştir. Peki nedir Tartuffe oyunuyla alıp veremedikleri? Bunu öğrenmek için oyunu biçim ve öz açısından değerlendirmemiz gerekiyor.

Oyun, “Tartuffe” adlı şehvet düşkünü, aklı dünya malında olan, sahte bir sofuyu konu edinmektedir. Tartuffe, öteki dünyadaki yerini hazırlama kaygısına kapılmış Orgon’un evine yerleşmiş, yavaş yavaş her şeyi, Orgon’un karısını, kızını, parasını, evini, hatta özgürlüğünü bile ele geçirmeye başlamıştır. Giderek daralan bir baskı çemberinin içinde sıkışan aile -Orgon’un annesi dışında- Tartuffe’e direnmektedir. Neredeyse tapındığı din adamına kendini kaptırmış olan Orgon, bir süre ailesiyle çatışsa da sonunda gerçeği görür ve kralın devreye girmesiyle maddi ve manevi olarak yıkılmaktan kurtulur.

Kişilere gelecek olursak, oyundaki ana kişi konusunda bir ikililik olduğunu ifade etmeliyiz. Tartuffe’ün mü yoksa Orgon’mu merkezde olduğu tartışmalı bir konudur. Bunun sebebini oyundaki hicvin ikiye bölünmüş olmasında görüyoruz. Bir yandan Tartuffe gibi din tacirleri, diğer yandan Orgon gibi saf burjuvalar… Moliere’in her iki tarafla da hesaplaştığını ifade edebiliriz.

Oyunun diğer kişileri ise genellikle ev ahalisindendir. Bunlar: Orgon’un annesi Pernelle, eşi Elmire, oğlu Damis, kızı Mariane ve kayınbiraderi Cleante ile birlikte evde çalışan Dorina ve Flipote adlı uşaklardır. Bir de düğümü çözen polis memuru Loyal vardır. Pernelle, Tartuffe’ün yalanlarına körü körüne bağlı olan biridir. Elmire, kocasını kurtarmak için plan yapan sadık bir eştir. Damis, fevri ve heyecanlı bir delikanlıdır. Mariane aşık bir genç kız kişisidir. Flipote standart bir uşak, Dorina ise Elmire ile el ele vererek Tartuffe’ün iki yüzlülüğünü ortaya koyan uşaktır. Yapılan bu kişileştirme birçok çatışmaya sebebiyet verir. Tartuffe’ün çıkarcılığı ev sakinleriyle çatışmasına yol açar. Bu çatışmada Tartuffe’ün tarafını tutan Orgon kendi ailesiyle çatışır. Oğlunu evden kovar, kayınbiraderini kibirle suçlar. Bunun gibi birçok çatışmadan söz edilebilir. Lafın kısası, bu oyun genel olarak bize sahte dindarların dini kullanarak insanları nasıl kandırdığını ve kandırılan bu insanların körlüğünü ortaya koyuyor. Bu ileti Moliere’in yaşadığı dönemin koşullarının etkisiyle ortaya koyduğu bir şey olmakla birlikte evrensel yanı olan bir iletidir. Bugün hala sahte dindarlar ve bu sahte dindarlara kanan yığınları görebiliyoruz.

Oyuna finaline baktığımızda ise büyük bir sorunla karşılaşıyoruz. Deus ex machina… Bu sorun tabi ki de Moliere’in isteyerek yaptığı bir şey değildi. Yukarıda sözünü ettiğimiz tepkilerden dolayı oyun yasaklara maruz kalıyordu. Dolayısıyla Moliere’in sarayı öven bir final yapması gerekiyordu. Fakat bugün yapılacak bir sahnelemede final konusunda daha organik bir değişiklik yapılması gerektiği de ortadadır…

TARTÜF 59

Nazım Hikmet’in Tartüf 59 adlı oyunu adından da anlaşılacağı üzere Türkiye’nin 50’li yıllarıyla bir ilişki içerisindedir. 50’li yıllar Türkiye’si, Cumhuriyet Halk Partisinin yerine Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle hatırlanır. Demokrat Parti ile birlikte Türkiye Amerika ve dolayısıyla kapitalizmle ilişkilerini geliştirir, SSCB ile Montrö Anlaşması konusunda gerginlik yaşar ve ardından NATO’ya girer. Ülkede kapitalist sermaye etkin olur ve birtakım siyasi karışıklıklar yaşanır…

Yukarıdaki olaylar gerçekleştiği sırada Nazım Hikmet SSCB’dedir ve Tartüf 59 oyununu dönemin Türkiye’sine göndermeler yaparak yazar. Nazım Hikmet, eserlerinde daima sınıfsal meseleyi ön planda tutar ve bunu özde olduğu kadar biçimde de etkin kılar. Tartüf 59 adlı uyarlama oyunu buna iyi bir örnektir.

Tartüf 59 oyunu, Tartuffe ve Tartüf 59 adlı kişilerin peder ve devlet tarafından görevlendirilip Orgon’un evine yerleşmesini, eve yerleştikten sonra Tartüf 59’un ilkin Tartuffe’ü, ardından Orgon’u ve diğer ev sakinlerini saf dışı bırakmasını ve son olarak halkın temsili olan Dorina karakterinin Tartüf 59’un planlarını boşa çıkarmasını konu edinir.

Tartuffe: “Tanrıya inanma her zaman inanmamadan daha kârlıdır. Eğer tanrı varsa ve sen ona inanmıyorsan doğruca cehennemi boylarsın ama eğer tanrı da cehennem de yoksa ve sen var diyorsan bu yüzden başına kötü bir şey gelmez.” 

(HİKMET, 1987)

Tartuffe ve Tartüf 59 adlı karakterlerin her ikisi de çıkarcılıkları, zekaları ve insanları manipüle etmeyi iyi bilen karakterlerdir. Fakat Tartuffe sadece dini söylemleri kullanırken, Tartüf 59 yeni yöntemlerden, teknolojik aletlerden, şantaj yapmaktan, politik söylemlerden yararlanır. Orgon ise biraz daha dindar ve saf bir karakter olarak işlenmiştir. Evin diğer ahalisi ise pasif kişilerdir. Yalnız Kleant ve Dorina onlardan ayrı bir yerdedir. Özellikle Dorina’nın oyundaki konumu oldukça önemlidir. Dengeyi sağlayan kişidir.

 Oyunun ana çatışma unsuru Tartuffe ve Tartüf59 üzerinden kurulmuştur. Ortak arzu nesneleri söz konusu olur ve Tartüf 59 baskın çıkarak Tartuffe’ü saf dışı bırakır. Ardından Tartüf 59’un egemenliğiyle ev ahalisi arasında bir çatışma olur. Yukarıda bahsettiğimiz üzere bu çatışmanın galibi Dorina olur ve Tartüf’leri grotesk bir biçimde çamaşır makinesinde yıkar.

Dorina: “Sanmıyorum… Eminim… Sizin gibiler bile yıkanıp temizlenebilirler… Eninde sonunda siz de insansınız…” 

(HİKMET, 1987)

Özellikle final sahnesiyle Tartüf’lüğün sınıfsal bir mesele olduğu vurgulanıyor. Kişilerle bir ilgisinin olmadığı ifade ediliyor. Her çağın Tartüf’leri vardır ve 50’li yılların Tartüf’leri devleti ve yozlaşmış dini kurumları arkasına alan, kapitalizmin araçlarını kullanan insanlardan oluşur deniyor. Ve bu çarkın dişlisini kıracak olanların işçi sınıfı olduğunun üzerinde duruluyor.

Tartüf 59 adlı bu oyun 50’li yılların toplumunu iyi yansıtan, o dönemin toplumunun zaaflarını ve kusurlarını ortaya koyabilen bir uyarlamadır. Bununla birlikte, insani değerleri kendi çıkarları doğrultusunda dillendiren, kullanan sahtekarları ele almasıyla evrensel bir yönünün olduğunu söyleyebiliriz.

TARTUFFE VE TARTÜF 59 KARŞILAŞTIRMA

Nazım hikmetin Tartüf 59 adlı uyarlaması ana iskeleti bozmamakla birlikte birçok değişiklik barındırıyor. Bu değişiklikler Nazım Hikmet’in ideolojik ve sanatsal konumuyla uyumlu bir şekilde olmakla birlikte ana metnin -özellikle final kısmındaki- kusurlarını örtüyor.

 Henüz oyunun girişinde ilk değişikliği fark ediyoruz. Tartüf’ler sahnede duruyor ve ana metinde olduğu gibi bir merak unsuru yaratılmadığını görüyoruz. Ana metinde Tartuffe karakterini görmüyor, sadece hakkında söylenenleri duyuyorduk. Tartüf 59’da ise her iki Tartuffe tanıtılıyor, kralın ve kilisenin adamları oldukları vurgulanıyor. Bu yolla oyunun politik yönü kuvvetlendiriliyor.

Tartuffe: Yüce hükümdarımız 14. Lui Fransa tahtında sabah güneşi gibi ışısın, Muhterem Peder!

Peder: Amin! Yüce gönüllü, merhametli Kraliçe anamızın da adını anmayı unutmayın dualarınızda, Mösyö Tartuffe. Sizi kutsal tarikatımıza üye yapma görevini bana o verdi.

(HİKMET, 1987)

Uyarlamadaki bir diğer önemli değişiklik ise zaman kavramının kullanımıdır. İki zaman üst üste bindiriliyor. Moliere’in Tartuffe’ünün zamanı ve Nazım’ın Tartüf 59’unun zamanı. Bu tercih oyundaki güldürüyü sağlamakla birlikte yabancılaştırmayı sağlıyor.

Tartuffe: …o garip sandıkta ne var?

Tartüf 59: Birtakım elektrikli aletler, teyp, ruj, atom enerjisi, çamaşır makinesi, perma aleti, bigudiler, fotoğraf makinesi falan filan… 

(HİKMET, 1987)

Oyundaki çatışmayı da Tartüf 59 ve Tartuffe arasında görüyoruz. Tartüf 59 ilkin Tartuffe’ü yeniyor ve ardından ev ahalisiyle bir çatışmaya giriyor. Nazım, bu tercihiyle yeni sürüm Tartüfizmin araçlarını ve gücünü gösteriyor. Artık daha güçlü Tartüf’lerin olduğunu vurguluyor.

Tartüf 59: …Devam ediyorum: ‘‘Tartuffe’ün yerini kim alacak?’’, ‘‘Orgon ailesinin kendisine seçeceği yeni çobanın, ailenin şan ve şerefine uygun olacağına muhakkak gözüyle bakılıyor.’’(Orgon’a) Anlıyorsunuz, değil mi, efendim?

(HİKMET, 1987)

Bir diğer karşılaştırmayı ise komedi biçimi üzerinden yapabiliriz. Ana metinde Commedie Dell’arte ve klasik komedi özellikleri bulunuyor. Uyarlamada ise daha çok taşlama, dil güldürüsü ve özellikle hiciv güldürüsü ağır basıyor.

Nazım Hikmet’in oyundaki diğer karakterlerde de birçok değişiklik yaptığını görüyoruz. Orgon ana metindeki haline nazaran daha pasif biri olmuş, ev ahalisi Tartüf 59’un heybesindeki teknolojik aletlerin büyüsüne kapılmış ve Dorina karakteri ön plana çıkarılmış. Nazım Dorina karakterini kurtarıcı olarak işleyerek emekçi halkı kahramanlaştırmıştır. Moliere’in metninin finalinde ise Deux ex machina vardır.

Son olarak oyunun dilinde de değişikliğin olduğunu ifade edebiliriz. Moliere’in Tartuffe’ünde şiirsel bir dil varken, Nazım Hikmet’in Tartüf 59’unda ise düz yazı ağır basıyor.

SONUÇ

Uyarlamanın ana metinle olan ilişkisi, yapılan biçimsel değişikliklerin oyunun düşünsel yanıyla olan organik bir bütünlüğünün olması ve özellikle ana metnin finalinin düzeltilmesi gibi faktörleri göz önünde bulundurunca, Nazım Hikmet’in Tartuffe uyarlamasını kendi içinde tutarlı ve oldukça başarılı bir uyarlama olarak nitelendirebiliriz.

Kaynakça

Çamurdan, E. (1993, Mart). Molière’in İnsan Komedyası ve “Tartuffe”. Esen ÇAMURDAN: http://www.esencamurdan.com/makale-detay/moli%C3%A8re%E2%80%99in-%C4%B0nsan-komedyas%C4%B1-ve-%E2%80%9Ctartuffe%E2%80%9D/31 adresinden alındı

HİKMET, N. (1987). Demokles’in Kılıcı. İstanbul: Adam Yayınları.

Moliere. (1994). Tartuffe. Ankara: Maarif Matbaası. (Çev: Orhan Veli KANIK)

ŞENER, S. (1998). Dünden Bugüne Tiyatro Düşüncesi. Ankara: Dost Kitabevi.