SLAVOJ ZİZEK SANAT-KONUŞAN KAFALAR & VERTİGO

Marksist sosyolog, filozof ve kültür eleştirmeni olan Slavoj Zizek, popüler kültürün yeniden okunmasında Jacques Lacan’ın çalışmalarını kullanmasıyla ünlüdür. Lacancı Psikanaliz ve Marksist dünya görüşü ile birlikte ele aldığı konuların başında ise sinema gelir. Alfred Hitchcock ve David Lynch Slavoj Zizek’in üstünde durduğu başlıca yönetmenlerdir. Bu yönetmenlerin neredeyse bütün filmleri Slavoj Zizek’in Marksist ve Lacancı Psikanaliz süzgecinden geçmiştir.

Slavoj Zizek ’in ‘Sanat — Konuşan Kafalar’ isimli eseri ağırlıklı olarak sinema sanatı üzerine yaptığı analizlerden oluşur. Özelde Alfred Hitchcock’un ‘Vertigo’ isimli filminin ele alındığı bu kitabın arka kapağında, Slavoj Zizek, çağdaş sinema eleştirmenleri ve yönetmenlerinin ‘en iyi film hangisidir’ konusunda Orson Welles’in ‘Citizen Kane’ filmi ile Hitchcock’un Vertigo’su arasında gidip geldiklerini ifade etmektedir. Slavoj Zizek için bu sorunun cevabı bellidir. Onun için, Vertigo, bu yarışın galibidir ve bu filmle kıyas yapılabilecek bir diğer film varsa o da yine Hitchcock’un ‘Psycho’ adlı filmi olmalıdır. Bu yüzden kitabın içeriği genel olarak Slavoj Zizek’in yüksek sanat olarak kabul ettiği ‘Vertigo’ ve onun felsefi-psikanalitik incelemelerinden oluşur.

‘Sanat — Konuşan Kafalar’ 7 bölümden oluşur. Bunlar sırasıyla şu şekildedir: Giriş, Sine-Göz, Anti-Platon olarak Hitchcock, Bakışın Kesilmesi, Fantazi Parçalarına Ayrıldığında, ‘Ben, yani hakikat, konuşuyorum’ ve Ahlakın ötesinde gibi bölümlerdir.

Slavoj Zizek, kitabın girişinde sanat ve bilim arasındaki ilişkiyi ele alır. Söz konusu iki dalın yöntemlerini ortaya koyar ve gerçeklikle ilişkilerini yorumlar. Sanat ve bilimin gerçeklikle araya bir mesafe koyduğunu belirten Slavoj Zizek, Delueze’un sanat görüşüne vurgu yaparak bilimin gerçekliğin sıkıcı gerçekliğini ele aldığını ileri sürüp, sanatın ise bilimden daha sınırsız bir gerçeklik peşinde olduğunu ifade eder. Kitabın bu girişinde estetize edilmiş bilginin üzerinde durur. Bu giriş, kitabın diğer bölümleri için atılmış bir temel gibidir.

Sine-Göz bölümü Vertigo filminin analizinin başladığı bölümdür. Zizek bu bölümde Vertigo ile ilgili yapılan yanlış analizleri ele alır ve bunları örnekler vererek sıralar. Ardından kendi analizini yapmaya başlayan Zizek, filmin müziğini yapan Bernard Hermann’ın film üzerindeki etkisinin önemine vurgu yaparak filmi kendi açısından incelemeye başlar.

Zizek, filmin ana karakteri Scottie’nin Judy’i ilk kez gördüğü sahne üzerine detaylı bir incelemeye girişir. Scottie’nin bu sahnede Judy’den gözünü kaçırdığını ve ardından sadece Judy’nin olduğu planda Scottie’nin ona bakıp bakmadığı konusundaki görüşlerini ifade eder. Bazı eleştirmenlerin baktığı yöndeki görüşüne Lacancı Psikanaliz ile karşı koyan Zizek, bu sahnede yönetmenin kasti olarak ana karakterin arzu nesnesini görmediğini yansıtmak istediğini, bu planda ana karakterin zihninde yarattığı epik görüntüyü sunduğunu ifade eder. Bu bağlamda seyircinin gözü konusunu irdeler ve filmin anlatısal mantığının cinsel ön kabulleri tetiklediğini ifade eder. Bu görüşünü Judy’nin denize düştükten sonra Scottie’nin onu kendi evine götürdüğü sahne üzerinden irdeler. Bu sahne Scottie’nin mutfağında Judy’nin elbiselerinin asılı olduğunu göstererek başlar. Fakat Judy’nin iç çamaşırları asılı değildir fakat, seyircide ilk bakışta Scottie’nin Judy’i eve getirdikten sonra soyduğu ve onu üryan bir şekilde gördüğü izlenimi yaratılmıştır. Zizek’e göre burada uygulanan anlamsız sansürün yine anlatısal mantığın cinsel ön kabulleri tetiklemesi ile ilgilidir.

Ardndan ‘Anti-Platon olarak Hitchcock’ bölümüne geçilir. Zizek bu bölümde Platon ve onun ideaları üzerinden Vertigo filminin kişilerine ontolojik yorumlar getirir. Platonik öğeleri inceler ve başka filmler üzerinden örnekler vererek konuyu genişletir. Platon’un sanatın taklit işlevi üzerine görüşlerini sinema üzerinden yorumlar. Ardından yine birtakım psikanalitik yorumlarla birlikte Hitchcock’un, Vertigo filmi ile Platon’un idealarını eleştirdiği sonucuna varır. Bu görüşlerinin onun Marksist-Materyalist görüşleri ile ilgisinin olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Kitabın ‘Bakışın Kesilmesi’ bölümünde ise Hitchcock’un diğer filmleriyle beraber genel olarak Hitchcock sinemasının ana hatlarının belirlendiğini görürüz. Zizek yine Lacancı Psikanaliz ile bu filmleri yorumlar ve ardından dramatik malzeme açısından Vertigo’ya geri döner. Bu noktada Delueze üzerinden Vertigo analizini derinleştirdiğini görürüz.

Vertigo filminin Fantazi unsuru üzerinden değerlendirmesi ise ‘Fantazi Parçalarına Ayrıldığında’ isimli bölümde yapılır. David Lynch’in ‘Mulholland Drive’ filmi başta olmak üzere bu konuda örnek teşkil eden diğer filmlerle eşzamanlı olarak Vertigo filminde fantazi unsuru işlenir.

‘Ben, yani Hakikat, konuşuyorum’ isimli bölüm ise Zizek’in giriş kısmında bilginin estetize edilmesi ile ilgili görüşlerini genişlettiği bir bölümdür. Zizek, bu bölümde tiyatro sanatına da değinerek (Brecht ve Shakespeare) prologlar üzerinde durur. Ardından dramatik sanatlarda yaratılan illüzyonu ve önermenin buradaki yerini irdeler.

Bu bölümde konu olmuş bir diğer film ise David Fincher’in ‘Fight Club’ filmidir. Zizek bu filmin handikabını, sürüden ayrılan sürü şeklinde özetlenebilecek düşünceleriyle açıklar. Bilgi ve Sanat ilişkisi üzerine sorgulayıcı bir tavır takınır.

Kitabın son bölümü ‘Ahlakın Ötesinde’ ise Zizek’in filmlerde ahlak unsurunu irdelediğini görürüz. Bu bölümde Amerikan sinemasının ahlaki sahteliği filmlerden örnekler sunularak ifade edilir. Amerikalı üst sınıf insanların hayırseverliği (Zizek bunu sözde hayırseverlik olarak ifade eder) üzerinden sosyolojik bir tespit yapılarak bu ikiyüzlülüğün sinemaya da yansıdığını ifade eder. Bu minvalde ele aldığı filmlerin tamamında Kant’ın ödev ahlakının izlerinin olduğu görülür. Zizek, bu ahlak görüşünün yanlış olduğunu ileri sürerek kitabı sonlandırır.

Kitabın adı: “Sanat — Konuşan Kafalar”

Yayınevi: Encore Yayıncılık, İstanbul, 2014, 115 sayfa.

Yazar: Slavoj Zizek

Kitabı Çeviren: Mine Yıldırım