KATİP BARTLEBY

Katip Bartleby adlı bu roman bir avukatın bürosunda çalışan bir katibin hikayesi üzerinedir. Romanın hemen başında anlatıcının (Avukat) ağzından Katip Bartleby ’nin diğer katiplerden farklı biri olduğunu öğreniyoruz. Hikayesinin enteresan oluşundan söz ediyor. Bu kitabın onun hikayesini konu aldığını söylüyor ve anlatmaya başlıyor.

Anlatıcı, ilkin bizlere kim olduğunu ifade ediyor. Kendi halinde bir avukat olduğunu, geçinip gittiğini ve işlerinin yolunda gittiğini söylüyor. Yazıhanesinin nasıl bir yer olduğunu anlatıyor. Bu yazıhanenin yüksek binaların dibinde dört katlı mütevazı bir binada olduğunu söylüyor. Sonra da yazıhanede çalışan insanlara geçiyor. Hindi, Cımbız ve Zencefil…

Hindi lakaplı ihtiyar öğleden önce keyfi yerinde fakat öğleden sonra morali bozuk olan bir katiptir. Anlatıcımız Hindi’den yer yer yakınıyor. Onun evrakları temize çekerken mürekkebi kağıtlara bulaştırdığından dem vuruyor. Fakat diğer çalışanlara göre deneyimli ve faydalı olduğunu söylüyor. Cımbız’ı ise biraz kurnaz ve hırslı biri olarak tanıtıyor. Bu çalışanın da garip bir şekilde öğleden önce moralinin bozuk, öğleden sonra ise moralinin iyi olduğunu söylüyor. Hindi ile birbirlerini dengelediklerini ifade ediyor. Son olarak Zencefil’i tanıtıyor. Zencefil 12 yaşında bir çocuk. Meslek öğrenmek üzere burada çalışıyor. Her sabah çalışanlara kek servisi yapıyor. El ayak işleriyle meşgul biri olarak tanıtılıyor.

Yazar bu karakterleri tanıttıktan sonra Bartleby’i ilk gördüğü anı anlatıyor. Sıska ve donuk bir yüz ifadesi olduğunu, iş istediğini ve ona işi verdiğini söylüyor. Yazıhanede onun paravanlı bir oda yapıyorlar ve Bartleby odasına yerleşip çalışmaya başlıyor.

Anlatıcımız tüm şaşkınlığıyla bir gün Bartleby’den bir evrakın üzerinden geçmesini istediğini fakat Bartleby’in bunu reddettiğini ifade ediyor. Bu durumun onun için oldukça garip olduğunu söylüyor. İlk seferde alttan aldığını söylüyor.

Ertesi gün tekrar benzer bir istekte bulunuyor fakat aynı cevapla karşılaşıyor. Birkaç gün daha geçiyor ve bu sefer diğer çalışanları da yanına çekip durumdan duyduğu garip duyguları onlarla paylaşıyor. Onlar da bu duruma şaşırıp birtakım faydasız önerilerde bulunuyorlar.

Anlatıcı bu garip durum karşısında gözlem yapmaya çekiliyor. Bartleby’in kendi işi dışında hiçbir işe dokunmadığını ve mümkün mertebe odasından çıkmadığını aktarıyor. Yemek bile yemediğini söylüyor.

Anlatıcımız bu gözlemlerin ardından birtakım içsel çatışmalarla boğuşuyor. Ondan ters bir cevap almayı kolluyor fakat Bartleby oralı olmuyor. Hindi Bartleby’i yumruklamaya yelteniyor fakat anlatıcımız buna izin vermiyor.

Gün geçtikte Bartleby’in yazıhanedeki herkesi bu duruma alıştırdığını ifade ediyor anlatıcımız. Bartleby’in ofisteki herkesin bilinçaltına işlediğini söylüyor.

Anlatıcımız bir gün yazıhaneye geldiğini ve Bartleby’in onu kapıdan geri çevirdiğini söylüyor. Çaresiz, gidip dolaştığını ve geri dönüp yazıhaneye bakınca Bartleby’in dün gece yazıhanede uyumuş olduğunu gördüğünü aktarıyor.

Ertesi gün Bartleby’in odasına gizlice girdiğini söyleyen anlatıcı, odada mendile sarılı bir miktar paranın olduğunu söylüyor. Bartleby’in kazandığı parayı harcamadığını gören anlatıcı çok şaşırdığını söylüyor. Bu durumda yazıhanede yemek yemeyen Bartleby’in dışarıda da yemediği sonucuna varıyor. Onun ruhunun bir hastalığa kapılmış olduğunu söylüyor.

Bartleby’i tekrar yanına çağırıyor ve onunla konuşmaya çalışıyor. Fakat Bartleby yine donuk cevaplarla onu reddediyor. Bu sefer de Cımbız Bartleby’e saldırmaya çalışıyor ama anlatıcımız buna izin vermediğini söylüyor.

Aradan birkaç gün geçiyor ve Bartleby’in gözleri bozuluyor ve işlerini yapamaz hale geliyor. Anlatıcımız ona biraz dinlenmesini söylüyor fakat Bartleby yine reddediyor. Gözleri düzeldikten sonra yine çalışmıyor ve bu durum anlatıcımızı iyice çileden çıkarıyor. Artık onu yollayabilmenin bir yolunu bulmaya çalışıyor.

Anlatıcımız Bartleby’i kovmak için bir yol aradığı sırada yazıhaneye gelen diğer avukatların Bartleby’in durumunu görmesiyle daha da kötü bir duruma düştüğünü söylüyor. Bu yüzden çareyi yazıhanenin yerini değiştirmekte bulduğunu söylüyor ve Bartleby’le vedalaşıp yeni adresine gidiyor. Yine de Bartleby için üzüldüğünü söylüyor.

Aradan birkaç hafta geçiyor ve anlatıcı avukata birtakım insanlar uğruyor. Bu insanlar anlatıcımızın eski iş yerinden gelen yeni kiracılar. Bu kiracılar Bartleby’den onu sorumlu tutuyor fakat anlatıcımız ondan sorumlu olmadığını söylüyor. Fakat bir sonraki şikayetçiler onu zorla eski işyerine götürüyor. Eski işyerinde Bartleby ile görüşen avukat, onu bir türlü ikna edemiyor ve hızla oradan uzaklaşıyor.

Anlatıcı birkaç gün sonra bir mektup aldığını ve mektupta Bartleby’in tutuklandığını aktarıyor. Cezaevine gidip memurlara onun zararsız biri olduğunu söylediğini ve ona yardımcı olmaya çalıştığını ifade ediyor. Ertesi gün tekrar ziyarete gittiğinde Bartleby’in ölü bedeniyle karşılaşıyor.

Bartleby’in hikayesini bitiren anlatıcı son olarak sonradan onun hakkında bir takım bilgiler edindiğini, onun eskiden mektupları yakmakla görevli bir memur olduğunu ifade ederek kitabı bitiriyor.

Kitabın adı: Katip Bartleby

Yayınevi: Dost Kitabevi Yayınları, Ankara, 2000, 80 sayfa.

Yazar: Herman MELVILLE

Çeviren: Yusuf ERADAM