Dram Sanatının Kökeni

Eski Yunanca’da “bir şey yapma” ya da “oynamak”1 anlamına gelen drama, günümüzdeki formunu alana kadar birçok aşamadan geçmiştir. İlkel ritüellerle doğduğu düşünülen dramanın gelişiminde Antik Yunan tiyatrosunun büyük bir etkisi vardır. Drama, Antik Yunan tiyatrosu içindeki gelişimini ve malzemesini Dithyrambos Korosu’na borçludur.2 Dithyrambos Korosu, Antik Yunan tanrısı Dionysos’un doğum, ölüm ve yeniden doğum döngüsünü anlatan ilahileri hep bir ağızdan okuyan anonim bir topluluk olarak ifade edilmektedir.

Dithyrambos ve Dionysos

Dithyrambos Korosu’nun okuduğu ilahilerin içeriğini sağlayan Dionysos mitini şu şekilde özetleyebiliriz:

“Dionysos, Zeus ile Thebai prensesi Semele’nin oğullarıdır. Zeus, Semele’yi çılgınlar gibi sevmiş ve o ne isterse yapacağı konusunda yemin etmiştir. Öyle büyük bir yemindir ki bu, Zeus’un bile sözünden geri dönmesi imkansızdır. Semele, Zeus’u gerçek suretiyle görmek istediğini bildirir. Zeus ettiği yemin nedeniyle karşı çıkamaz ve bütün ışıltısıyla ona görünür. Semele, bu parlaklığa dayanamaz ve ölür; bunun üzerine tanrı Zeus Semele’nin karnından henüz doğmamış Dionysos’u alır ve baldırına yerleştirir. Onu kıskanç Hera’nın şiddetinden korumak için uzunca bir süre orada saklar, sonra da keçi kılığına sokarak, yeryüzündeki su perilerine emanet eder. Nympheler arasında büyüyen Dionysos, orada “şarap” yapmasını öğrenir ve Şarap Tanrısı olur. Fakat Hera Dionysos’un varlığını öğrenir ve korkunç Titanlara onu öldürme görevini verir. Titanlar Dionysos’u yakalayıp parça parça eder ve mideye indirirler. Bunun üzerine çevresindekiler, Dionysos’u yeniden canlandırır.” 3

Dionysos miti, Antik Yunan halkı için büyük bir önem taşımıştır. Bu durumun farkında olan tiranlardan Peisistratos, Aristokrasinin sahiplendiği Olympos dinine alternatif olarak -çoğunlukla tüccar ve köylü sınıfının sahiplendiği- Dionysos tanrısını desteklemeyi tercih etmiştir. Peisistratos sayesinde gelişen Dionysos şenlikleri her yıl büyük bir coşkuyla kutlanmıştır. Bu şenliklerde şaraplar fıçılardan çıkmış, çılgınlar gibi eğlenilmiş ve Tanrı Dionysos’un yeniden doğuşu canlandırılmıştır. Peisistratos, işte tam da bu noktada Kent Dionysiası olarak geçen Büyük Dionysia şenliğini başlatmış ve bu şenlik Atina’nın her bir yanından insanları bir araya getirmeye başlamıştır.4

Dionysos şenliklerindeki Dithyrambos Korosu ilk başlarda hareketli bir korodur. Dithyrambos ozanlarından Arion bu hareketli koroyu belli bir noktada sabitlemiştir. Antik Yunan araştırmacısı Pickard Cambridge’ göre, “Arion, ilk kez bir koro oluşturmuş ve onu cümbüşte amaçsız dolaşan insanlar gibi başıboş gezdirmek yerine belli bir noktada (altarın çevresinde bir halkada) sabitleştirmiş ilk kişiydi; koronun şarkısını, adını aldığı belli bir konusu olan düzenli bir şiir haline getirmiştir.”5 Arion’un yaptığı bu düzenleme sayesinde anlatısal perspektifi mümkün hale getiren “sahnenin” oluştuğunu görüyoruz. Bu sahnenin ilk meyvesi olarak “Tragedya”dan söz edebiliriz. 

Tragedya’nın Doğuşu

Efsaneye göre, Dionysos’un kaderine ağıtlar yakan dostları teke ayaklı satirlerden oluşuyordu. Dolayısıyla Dionysos şenliklerinde ilahiler okuyan koro da “teke” kılığına giriyordu. Bu yüzden koronun bu şarkılarına “teke türküsü” (Yu. Tragos+oidie) deniyordu. Tragedia sözcüğü ise buradan gelmekteydi.6 Tragedya yarışmaları yine Dionysos şenlikleriyle başlamıştır. Bu yarışmalara katılan Thespis adlı ozanın büyük bir yenilik getirdiğini görüyoruz. Thespis koronun karşısına geçip ilahiyi onunla birlikte karşılıklı olarak söyleyen ilk ozandır. Bu sayede anlatıcı oyuncuya dönüşmüş ve dramanın yapı taşlarından biri olan diyalog ortaya çıkmıştır. Diyalog sayesinde ozanlar yalnızca Tanrı Dionysos’un alın yazısıyla ilgilenmeyi bırakmış ve giderek mitolojideki diğer öyküleri de ele almaya başlamıştır. Thespis’in başlattığı bu yenilikler Aiskhylos, Sophokles ve Euripides ile doruğa ulaşmıştır. 

Bir sonraki yazıda Aiskhylos, Sophokles ve Euripides gibi büyük Antik Yunan tragedya yazarlarının eserlerinden yola çıkarak dramanın temellerini kuramsallaştıran Aristoteles ve onun Poetika adlı eseri ele alınacaktır. Diğer yazı için: Aristoteles – Poetika

KAYNAKÇA

 1Nutku, Ö. (1997). Dram Sanatı. İstanbul: Kabalcı Yayınevi. s.27
 2Aristoteles. (2016). Poetika. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. s.19
 3Erhat, A. (1996). Mitoloji Sözlüğü. İstanbul: Remzi Kitabevi Yayınları. s.93
 4Nutku, Ö. (1985). Dünya Tiyatrosu Tarihi 1. İstanbul: Remzi Kitabevi Yayınları s.28.29
 5Thomson, G., & Çev. Doğan, M. (2021). Tragedyanın Kökeni. İstanbul: Yordam Kitap. s.130
 6Şener, S. (1998). Dünden Bugüne Tiyatro Düşüncesi. İstanbul: Dost Kitabevi. s.16 & Nutku, Ö. (1985). Dünya Tiyatrosu Tarihi 1. İstanbul: Remzi Kitabevi Yayınları s.33

Puan verin...
[Oy Sayısı: 3 Puan: 5]